• Ben Bana Çok İyi Geliyorum: Gecelerin İçinden Kendime Çıktım

    Benimki belki sıradan belki sıradışı bir hikâye. Belki de herkesin hikâyesi hem sıradan hem sıradışı. Kime göre, neye göre? Bana göre olmalı, yani kişinin kendisine göre, öyle değil mi? Bu hafta… ilk defa geceler geçti. “Gece geçti” derken, saatlerin ilerlemesinden bahsetmiyorum. İlk defa benim üzerimden geçti geceler. Beni yoklayarak, beni soyup ortaya çıkararak, beni kaçacak…

    Read more →

  • Kaçmadım: İçimdeki Pusula Kuzeyi Gösterdi

    Benimki belki sıradan belki sıradışı bir hikâye. Belki de herkesin hikâyesi hem sıradan hem sıradışı. Kime göre, neye göre? Bana göre olmalı, yani kişinin kendisine göre, öyle değil mi? Bugün içimdeki mahkeme salonu yine sessizleşti. Ama bu kez sessizlik, yargıdan değil; rahatlıktan geldi. Sanki uzun zamandır içimde nöbet tutan o sert ses—her şeyi sorgulayan, her…

    Read more →

  • Hoşça Kal

    Hoşça Kal

    Benimki belki sıradan belki sıradışı bir hikâye. Belki de herkesin hikâyesi hem sıradan hem sıradışı. Kime göre, neye göre? Bana göre olmalı, yani kişinin kendisine göre, öyle değil mi? Bugün “son” kelimesi, bir kapının dili gibi konuştu. Eşik aradı. Daha telefonu açmadan, içimde bir yer titriyordu. Çünkü bazı sesler, daha gelmeden travmayı getirir. Bazı numaralar,…

    Read more →

  • Kapatıyorum: Kendime Sahip Çıkma Tutanağı

    Benimki belki sıradan belki sıradışı bir hikâye. Belki de herkesin hikâyesi hem sıradan hem sıradışı. Kime göre, neye göre? Bana göre olmalı, yani kişinin kendisine göre, öyle değil mi? Bugün bir cümle, içimdeki bütün kapıları çarpmadan kapattı: “Bitti.” Bu “bitti” bir öfke cümlesi değil. Bu “bitti” bir anlık gurur patlaması hiç değil. Bu “bitti”, uzun…

    Read more →

  • Ben Kime Âşık Olmuşum? — Ben Artık Kendimi Seçiyorum

    Benimki belki sıradan belki sıradışı bir hikâye. Belki de herkesin hikâyesi hem sıradan hem sıradışı. Kime göre, neye göre? Bana göre olmalı, yani kişinin kendisine göre, öyle değil mi? Bugün hayatımın haritası yerinden söküldü. Öyle “sarsıldım” falan değil. Sarsılmak, bir eşyanın yer değiştirmesi gibi; bu ise evin temelinin kaymasıydı. Bir süreliğine yerçekimi değişti. Neye “gerçek”…

    Read more →

  • Bir Dostun Çaktığı Kibrit

    Benimki belki sıradan belki sıradışı bir hikâye. Belki de herkesin hikâyesi hem sıradan hem sıradışı. Kime göre, neye göre? Bana göre olmalı, yani kişinin kendisine göre, öyle değil mi? Az önce Eşik bir anlığına zihnimden gitti. Gitti derken… silinmedi. Yok olmadı. Sadece o alışıldık “ön sıradaki koltuğundan” kalktı. Hani bazı insanlar içimizde hep en önde…

    Read more →

  • Tetikte Yaşıyorum

    Benimki belki sıradan belki sıradışı bir hikâye. Belki de herkesin hikâyesi hem sıradan hem sıradışı. Kime göre, neye göre? Bana göre olmalı, yani kişinin kendisine göre, öyle değil mi? Bugün iki ayrı an yaşadım. İkisi de aynı yere bağlandı: güvenin bedendeki karşılığına. Önce Eşik’le konuştum. Ona anonim bir günlük blog sitesi kurduğumu söyledim. “Sana söyleyemem,”…

    Read more →

  • Beklerken Kendimi Seçtim

    Benimki belki sıradan belki sıradışı bir hikâye. Belki de herkesin hikâyesi hem sıradan hem sıradışı. Kime göre, neye göre? Bana göre olmalı, yani kişinin kendisine göre, öyle değil mi? Bugün bekliyorum. Bunu “birini beklemek” diye okuma. Bu, yalnızca saat dolduran bir bekleyiş değil. Bu, içimdeki iki ayrı iklimin aynı anda konuştuğu bir bekleyiş: Bir yanım…

    Read more →

  • Benliğin Enkazından Bir Yokluk Evi

    Benimki belki sıradan belki sıradışı bir hikâye. Belki de herkesin hikâyesi hem sıradan hem sıradışı. Kime göre, neye göre? Bana göre olmalı, yani kişinin kendisine göre, öyle değil mi? Bir insanın en zor kaybı, birini kaybetmesi değildir. En zor kayıp, kendini kaybetmesidir. Bunu cümle diye yazmak kolay. Ama yaşaması… İnsan kendi içinden çekilip çıktığında, geriye…

    Read more →

  • Kendimi Terk Etmemek

    Benimki belki sıradan belki sıradışı bir hikâye. Belki de herkesin hikâyesi hem sıradan hem sıradışı. Kime göre, neye göre? Bana göre olmalı, yani kişinin kendisine göre, öyle değil mi? Bu kez hikâyemin merkezinde “ilişki” yok. Bu kez merkezde ben varım. Daha doğrusu: Benim içimde aynı evde yaşayan, birbirini bazen boğan bazen kurtaran o kalabalık. Bazıları…

    Read more →