Bugün Korkunun Yanında Kaldım

Bazı korkular vardır; insanı kaçırmaz, oturtur.

Koşturtmaz; dizlerinin dibine çöker.

Benim bugün yaşadığım korku tam olarak buydu.

Babamla ilgili bir şeyler duydum.

Çalıştığı özel hastanede, onun yerine başka bir doktor getirileceği söyleniyormuş.

Söylenti mi, resmi mi bilmiyorum.

Ama belirsizlik, insanın içini en çok oyarak büyüyor: “Bilmiyorum” cümlesi, bazen “bittik” gibi çınlıyor.

Biliyorum, bu “bittik” cümlesi bir düşünce.

Ama bazı düşünceler, bedenin içinde bir gerçek gibi dolaşıyor.

Ben bugün onu mideye indirdim. Göğse çıkardım.

Bir süre orada kaldı.

Babamın borçları var.

Hatta bir dönem, “haciz gelebilir” kelimesi bile evimizin duvarlarına değmişti.

Şimdi bu söylenti doğruysa, babamın geliri azalabilir… belki sadece emekli maaşı kalabilir.

Ve benim beynim bu ihtimali duyduğu an, otomatik bir film açtı:

Annem, babam, ben…

Üçümüz bir odada, kapısı kilitli bir korkunun içinde.

Garip olan şu:

Ben korkumu saklamadım.

Korkumdan utanmadım.

Korkumu “yokmuş gibi” yapmadım.

Sadece oturdum.

Ve korktum.

Çünkü bazı anlarda, “yapılacak şey” yoktur.

Ya da vardır ama insan önce nefesini bulmadan onu göremez.

Bazen tek yapabildiğin şey, korkunun yanında kalmaktır.

Korkudan kaçmak değil; korkuyu yanına almak.

Bugün bunu yaptım.

Korkumun içine, iki küçük cümle koydum:

“Bu bir ihtimal.”

“Bu henüz kesin değil.”

İnsan zihni belirsizliği sevmez.

Belirsizlik, zihnin en sevdiği oyuncağa dönüşür: felaket senaryosu.

O yüzden ben bugün kendime şunu söyledim:

“Felaket yazmayacağım. Bilgi toplayacağım.”

Korkuyu büyüten şeyin çoğu zaman olay değil, belirsizlik olduğunu biliyorum.

Ama bilmek yetmiyor.

Beden de ikna olmak istiyor.

Beden, bir plan istiyor.

Beden, “Şimdi ne yapıyoruz?” diye soruyor.

Ben bugün o soruyu duydum.

Ve ilk defa çok net bir şey fark ettim:

Ben artık korkarken kaçmıyorum.

Eskiden korku gelince kaybolurdum.

Bir yerlere giderdim.

Bir şeye sığınırdım.

Birinin sesine, birinin mesajına, birinin varlığına…

Ama bugün korku geldiğinde, ben kaldım.

Ben kaldım.

Belki yarın bu mesele netleşecek.

Belki de sadece bir söylenti çıkacak.

Belki de gerçekten yeni bir düzen kurmamız gerekecek.

Ama hangi ihtimal olursa olsun, ben bugün bir şeyi öğrendim:

Korku geldiğinde “bitmiyorum.”

Sadece zorlanıyorum.

Ve zorlanırken de yetişkin bir parçam var artık.

Bu yazıyı kendime bir not gibi bırakıyorum:

Belirsizlik en karanlık an değil.

Belirsizlik, netliğe doğru yürümeyi öğreten bir eşik.

Bugün o eşiğin üstünde bekledim.

Bugün korku geldi. Ben kaçmadım. Bir kolon daha diktim: ‘netlik’.


Bir Cevap Yazın

İç Hava Raporu sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin